Ümit Özdağ Kanayan Tarım Yarasına Dokundu, Türkiye’nin Dinmeyen Yarasına Neşter Vurdu… Üretici Çaresiz, Tüketici Mağdur.
Çiftçi Ürünü Toplayamıyor, Tüketici Pahalıya Alıyor: Narenciye Krizi Tarım Ekonomisini Gündeme Taşıdı
Adana’dan aktarılan 1.000 dönümlük limon ve mandalina bahçesi örneği, üreticinin yaşadığı fiyat ve maliyet sorununu gözler önüne serdi.
Ümit Özdağ’ın gündeme taşıdığı iddia, tarladan market rafına uzanan fiyat zincirinin yeniden sorgulanmasına neden oldu.

Türkiye’de tarım ekonomisinin en çarpıcı sorunlarından biri yeniden gündemde: Üretici yetiştirdiği ürünü satmakta zorlanırken tüketici aynı ürünü market raflarında yüksek fiyatlarla satın almak zorunda kalıyor. Bir tarafta hasat maliyetini karşılayamadığı için ürününü dalında bırakmayı düşünen çiftçi, diğer tarafta temel gıda ürünlerine bütçesinden daha fazla pay ayıran vatandaş bulunuyor.
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, 5 Kasım 2026 tarihli Türk Milleti Basın Toplantısı’nda Adana’dan kendisine iletilen bir örneği paylaşarak narenciye üreticilerinin yaşadığı ekonomik sıkıntıya dikkat çekti.
Özdağ’ın aktardığına göre, yaklaşık 1.000 dönüm limon ve mandalina bahçesi bulunan bir üretici, ürünlerini toplatıp satmanın zararını artıracağını belirterek bahçesinin konumunu paylaşmış ve ürünlerin ağaçlara zarar verilmeden toplanıp alınabileceğini ifade etmişti.
Üreticinin anlatımına göre, bahçedeki ürünün toplanıp satılması yerine bedelsiz dağıtılması bile daha az maliyetli bir seçenek hâline gelmişti. Özdağ, üreticinin kendi ifadesiyle, ürünü toplatıp satması durumunda yaklaşık 10 milyon lira zarar edeceğini belirttiğini aktardı.
Bu rakam ve bahçe örneği, basın toplantısında paylaşılan üretici anlatımına dayanıyor; bağımsız olarak doğrulanmış bir zarar hesabı olarak değerlendirilmemeli.

Market fiyatı ile çiftçinin eline geçen para arasındaki uçurum
Özdağ’ın açıklamasında dikkat çeken bir diğer unsur, marketlerde kilogramı 60 TL seviyesinde olduğu belirtilen ürün ile üreticinin eline geçen fiyat arasındaki fark oldu.
Basın toplantısında aktarılan örnekte, toplama maliyetinin kilogram başına yaklaşık 4 TL olduğu, buna karşılık üreticiye ürün için kilogram başına 2 TL teklif edildiği ifade edildi.
Bu koşullarda çiftçinin hasat yapmak yerine ürününü ücretsiz dağıtmayı düşünmesi, tarımsal üretimin ekonomik sürdürülebilirliği açısından önemli bir soruyu gündeme getiriyor.
Üretici açısından mesele yalnızca ürün yetiştirmek değil; hasat işçiliğini, nakliyeyi, gübreyi, sulamayı, ilaçlamayı ve diğer giderleri karşılayabilecek bir satış fiyatına ulaşabilmek.
Üstelik üretici ürününü satamadığında yalnızca o sezonun gelirini kaybetmiyor. Bir sonraki üretim dönemi için gerekli finansmanı sağlamakta da zorlanabiliyor.
Narenciyede fiyat sorunu yeni değil
Adana’da narenciye fiyatlarına ilişkin daha önce yayımlanan sektör haberleri de üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına ve ihracat maliyetlerine dikkat çekmişti.
Dünya Gazetesi’nin 13 Ekim 2026 tarihli haberinde, Adana’da limonun bahçe fiyatının kilogram başına 5 TL’ye, mandalinanın ise 5–7 TL aralığına kadar gerilediği aktarılmıştı.
Haberde, yüksek nakliye maliyetlerinin ihracatı zorlaştırdığı ve ürünlerin bir bölümünün bahçelerde beklediği belirtilmişti.
Benzer şekilde, 5 Ekim 2026 tarihli bir sektör haberinde, Adana’da erkenci mandalinanın bahçede kilogram başına 8–10 TL seviyelerinde alıcı bulurken marketlerde 34–46 TL aralığında satılabildiği bildirilmişti.
Bu veriler farklı tarihlere ve piyasa koşullarına ait. Dolayısıyla doğrudan aynı ürünün, aynı gün ve aynı kalitedeki fiyatları gibi değerlendirilmemeli.
Ancak haberler, narenciye üreticisinin karşı karşıya kaldığı fiyat baskısının tek bir örnekle sınırlı olmadığını gösteriyor.
Fiyat farkının tamamını ticari kâr olarak değerlendirmek de doğru olmaz. Hasat, işçilik, tasnif, ambalaj, nakliye, depolama, fire ve perakende giderleri nihai satış fiyatını etkiliyor.
Buna rağmen üreticinin maliyetini karşılayamadığı bir ürünü tüketicinin yüksek fiyatla satın alması, tedarik zincirinin işleyişinin araştırılmasını gerekli kılıyor.
İhracat, nakliye ve pazara erişim sorunu
Narenciye üretiminde yüksek rekolte tek başına ekonomik başarı anlamına gelmiyor. Ürünün zamanında toplanması, uygun koşullarda taşınması ve iç veya dış pazarda alıcı bulması gerekiyor.
Özellikle taze meyvelerde hasadın gecikmesi, ürünün kalitesinin düşmesi ve ek maliyetlerin ortaya çıkması risk oluşturabiliyor. İhracatın yavaşlaması veya nakliye maliyetlerinin yükselmesi de üreticinin pazarlık gücünü zayıflatabiliyor.
Adana’daki üreticilerin yaşadığı sorunların çözümü için şu soruların yanıtlanması önem taşıyor:
Üreticinin ürününü toplama maliyetini karşılayabileceği bir fiyatla satabilmesi için hangi önlemler alınabilir?
İhracat pazarlarına erişimi zorlaştıran lojistik maliyetleri nasıl azaltılabilir?
Üretici ile tüketici arasındaki fiyat oluşumu daha şeffaf hâle getirilebilir mi?
Satılamayan ürünlerin değerlendirilmesi ve gıda israfının önlenmesi için hangi mekanizmalar geliştirilebilir?
Üreticinin emeğinin karşılığını almasını sağlayacak sürdürülebilir bir tarım ve pazarlama modeli kurulabilir mi?
Bu soruların yanıtı yalnızca çiftçinin değil, gıda fiyatları nedeniyle bütçesi zorlanan milyonlarca tüketicinin geleceğini de ilgilendiriyor.
Tarımda başarı, yalnızca üretim miktarıyla ölçülemez
Türkiye’nin güçlü bir tarımsal üretim potansiyeline sahip olması, üreticinin her koşulda kazanç elde edeceği anlamına gelmiyor.
Üretim maliyetleri, alım fiyatları, pazara erişim ve dağıtım zincirinin işleyişi birlikte değerlendirilmek zorunda.
Çiftçi ürününü toplatmanın maliyetini karşılayamıyorsa, tüketici de aynı ürünü uygun fiyatla alamıyorsa burada yalnızca fiyat değil, üretimden tüketime uzanan sistemin işleyişi de tartışılmalıdır.
Ümit Özdağ’ın basın toplantısında aktardığı narenciye örneği, bu çelişkiyi yeniden gündeme taşıdı. Ancak kalıcı bir çözüm için tekil örneklerin yanı sıra üretici maliyetleri, hal fiyatları, market satış fiyatları, ihracat verileri ve aracılık giderlerinin karşılaştırmalı biçimde incelenmesi gerekiyor.
Çünkü mesele yalnızca bir limonun veya mandalinanın kaç liraya satıldığı değil.
Asıl mesele, çiftçinin ürettiği üründen geçimini sağlayabilmesi ve vatandaşın aynı ürüne ulaşabilmesidir.
Üretici emeğinin karşılığını alamaz, tüketici de gıdayı uygun fiyatla satın alamazsa tarımda sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği birlikte sorgulanır.
Narenciye bahçelerinden yükselen bu soru, Türkiye’nin tarım politikaları açısından yanıt bekliyor: Üreten kazanamıyor, tüketici pahalıya alıyorsa çözüm nerede?
yilmazparlar@yahoo.com
Ümit Özdağ: A Fortune Rotting on the Branches, Yet 60 TL in the Markets!
Ümit Özdağ Touched the Bleeding Wound of Agriculture, Taking a Scalpel to Turkey’s Unhealed Wound… Producers Are Helpless, Consumers Are Victimized.
Farmers Cannot Afford to Harvest, Consumers Pay High Prices: Türkiye’s Citrus Crisis Puts Agricultural Economics Under the Spotlight
A striking example involving a 1,000-decare lemon and mandarin orchard in Adana has exposed the growing economic pressures facing farmers. The case, highlighted by Ümit Özdağ, has reignited questions about the widening gap between farm-gate prices and supermarket prices.
One of the most striking contradictions in Türkiye’s agricultural economy is once again making headlines: farmers are struggling to sell the crops they grow, while consumers continue to pay high prices for the same products in supermarkets.
On one side are farmers considering leaving their fruit unharvested because the cost of picking it exceeds the price they are offered. On the other are consumers forced to allocate an increasingly large share of their household budgets to basic food products.
Prof. Dr. Ümit Özdağ, leader of the Victory Party (Zafer Partisi), brought this issue into focus during his Turkish Nation press conference on November 5, 2026, sharing an account from Adana that illustrates the difficulties faced by citrus producers.
According to the account shared by Özdağ, a producer owning approximately 1,000 decares of lemon and mandarin orchards had reached a point where harvesting and selling the crop would increase his losses. The producer reportedly offered to share the orchard’s location so that anyone willing could collect the fruit without damaging the trees.
According to the producer’s account, distributing the fruit free of charge could be less costly than paying for harvesting and attempting to sell it. Özdağ stated that the producer estimated his potential loss at approximately 10 million Turkish lira if he proceeded with harvesting and sales.
These figures reflect the account presented during the press conference and have not been independently verified.
The Gap Between Supermarket Prices and What Farmers Receive
Another striking aspect of Özdağ’s statement was the reported contrast between supermarket prices, said to be around 60 TL per kilogram, and the prices offered to producers.
According to the example presented at the press conference, harvesting costs were approximately 4 TL per kilogram, while the producer was reportedly offered only 2 TL per kilogram for the fruit.
Under such circumstances, the farmer may find it economically more reasonable to distribute the crop for free rather than harvest it at a loss.
The issue is not simply growing the fruit. Producers must also cover harvesting labor, transportation, fertilizers, irrigation, pesticides and other production expenses.
When farmers cannot sell their crops at a sustainable price, they risk losing not only their income for the current season but also the financial resources needed for the next planting and production cycle.
The Citrus Price Problem Is Not New
Agricultural and business news reports from Adana have previously highlighted the pressure on citrus producers, particularly the gap between orchard prices and retail prices, as well as the impact of export and transportation costs.
A report published by Dünya Gazetesi on October 13, 2026, indicated that lemon prices in Adana had fallen to around 5 TL per kilogram at the orchard level, while mandarin prices ranged between 5 and 7 TL. The report also highlighted transportation costs and difficulties in exporting the produce.
Another sector report published on October 5, 2026, stated that early-season mandarins were being sold at approximately 8–10 TL per kilogram at the orchard level, while supermarket prices ranged between 34 and 46 TL.
These figures relate to different dates and market conditions and should not be interpreted as simultaneous prices for identical products. Nevertheless, they illustrate the continuing economic pressure on citrus producers.
Not every difference between farm-gate and supermarket prices represents commercial profit. Harvesting, labor, sorting, packaging, transportation, storage, spoilage and retail operating costs all contribute to the final price.
However, when farmers cannot cover their production costs while consumers still face high retail prices, the functioning of the entire agricultural supply chain deserves closer examination.
Export Barriers, Transportation and Access to Markets
High agricultural production does not automatically translate into economic success. Crops must be harvested on time, transported under suitable conditions and sold in domestic or international markets.
For fresh fruit in particular, delays in harvesting can reduce product quality and create additional costs. Slower exports and rising transportation expenses can also weaken farmers’ bargaining power.
The situation in Adana raises several important questions:
What measures can ensure that farmers receive prices sufficient to cover harvesting costs?
How can transportation and logistics costs that restrict access to export markets be reduced?
Can pricing throughout the supply chain, from producer to consumer, become more transparent?
What mechanisms can help utilize unsold crops and prevent food waste?
How can Türkiye establish a sustainable agricultural and marketing model that guarantees fair returns for producers?
Finding answers to these questions matters not only to farmers but also to millions of consumers struggling with rising food expenses.
Agricultural Success Cannot Be Measured by Production Alone
Türkiye’s considerable agricultural potential does not necessarily mean that farmers can earn a sustainable income under all market conditions.
Production costs, purchasing prices, access to markets and the structure of distribution networks must be evaluated together.
If farmers cannot afford to harvest their crops, while consumers cannot purchase the same products at reasonable prices, the issue goes beyond pricing. It raises fundamental questions about the efficiency of the entire system, from production to consumption.
The citrus orchard example shared by Ümit Özdağ has brought this contradiction back into the public debate. However, a lasting solution requires a comprehensive assessment of production costs, wholesale market prices, supermarket prices, export figures and distribution expenses.
Because the real question is not simply how much a lemon or mandarin costs.
The real issue is whether farmers can earn a living from what they produce and whether consumers can afford to buy it.
When producers cannot receive a fair return for their labor and consumers cannot access food at reasonable prices, both agricultural sustainability and food security come under pressure.
The question emerging from Türkiye’s citrus orchards is therefore one that agricultural policymakers must answer:
If farmers cannot make a living from their harvest and consumers must pay high prices, where is the solution?
yilmazparlar@yahoo.com
